This entry was posted on Eyl 09 2008 by Melis

Protokol Yolu



İlk olarak uçakta fark ettim bu kentsel dönüşümü. Dönüm dönüm arazilerde parlayanların ne olduğu anlamaya çalıştım önceleri. Sonradan fark ettim ki bunlar yıkılan gecekonduların enkazları ve parlayan camları. 2005 yılının temmuz ayında kentsel dönüşüm projesi için 470.000 m2’lik alanda 6.760 gecekondu yıkılıyor. Yıkılan gecekonduların sahiplerine yeni yapılacak TOKİ konutlarından hakları veriliyor.
Protokol yolu – Ankaralıların ya da Ankara’ya uçakla gelenlerin kente girerken geçtiği yol-undaki kentsel dönüşümün bu aşaması beni fazla şaşırtmıyor; ta ki başka bir aşamasıyla karşılaşana dek. Bu seferki karşılaşmam uçağa yetişmeye çalışırken yol kenarındaki konutlarda bir tuhaflık sezmemle oluyor. Sonradan öğrendiğim kadarıyla tam 200 yapının sadece yola bakan cepheleri terracota giydirme cephe sistemi ile giydiriliyor.
Konutlardaki “Ön” cephe ve kentin giriş kapısı kavramlarını biraz irdelemek istiyorum.
Venturi Las Vegas’ı incelerken ortaya koyduğu “Decorated Shed” (Süslenmiş Hangar) kavramı ile iç ve dış arasındaki ilişkileri sorgulamıştı. Cephenin kullanıcıyla iletişim kurma amaçlı bu yüzey kavramı hangardan daha da kopup kendisi bir kavram (nesne) oluşturmaya başlamıştır. Koruma sağlayan hangar ve üzerine geçirilmiş-önüne yapıştırılmış (burada ilişkileri de çoğaltabiliriz) sembol arz eden yüzeyler… Tabiî ki burada bir karşılaştırma yapmak söz konusu değildir; fakat merak ettiğim nokta şu ki, burada yapılmak istenen yapılarının daha iyi protokol1olmaları mıdır yoksa yapıların daha iyi “görünmelerini” mi sağlamaktır. Zamanında mozaik kaplamalar ile üzerlerinde her türlü desen denemeleri yapılan cephelerin bu sefer de kitsch olduğuna karar verilerek, yapının ne olduğuna bakılmaksızın standart bir kaplamaya maruz kalmaktadır. İşin tuhaf olan yanı ise bu “cephe reformunun” sadece yola bakan cephe üzerine yapılmış olmasıdır. Bu 200 konuta biraz daha yukardan bakmayı denersek şunu fark ederiz. Aslında bu konutlar, şehir merkezi ile havaalanı arasında kalan, bir transfer yolu üzerinde, iki arada bir derede kalmış, belki de bu nedenle kimliksizliğe zorlanan yapılardır. Ken Friedman’ın dediği gibi, “bugünün havaalanları çevresi ile sadece kısmen bağlantılıdırlar. İlişkili olduğu havaalanları ile ise direkt olarak bağlantılıdır (ki bu da gitgide hayati olan bir ağdır.)”* Ulaşım ağları “zemin”den “hava”ya geçtiğinden beri dünya kentlerinin ağ sistemi de değişmiştir. Bu sistemin de değişmesiyle kente girişlerin büyük bir kısmı havaalanları olmuştur. Havaalanı şehir merkezi arasında kalan alanlar her şehirde farklılık gösterir. Şehir dokusunun ilerleme yönüne bağlı olarak çoğu şehirde havaalanının 2-3 km yakınına kadar (gürültü sınırının elverdiği düzeye kadar) yaklaşmalar olmaktadır. Tabii olarak ülkeler arası seyahat eden kişilerin de artması ve bunun sıklaşması ile havaalanlarına yakınlık da önem kazanmıştır. Dolayısıyla Esenboğa yolunun çevresindeki dokunun geçireceği “estetik kaygılar” muhtemelen sürmeye devam edecektir.
*Friedman, Ken. 1966. Restructuring the City. Thoughts on Urban Patterns in the Information Society. Stockholm: The Swedish Institute for Future Studies.

  • Share/Bookmark

Post a Comment